26 Ağustos 2012 Pazar

Türkiye'de Erkek Olmak - Kadın Olmak

Bir süredir aklımdaki düşüncelerin çokluğu ve karmaşasından dolayı oluşan yazamama halim, bu akşamki "En büyük asker bizim asker!" naralarıyla son buldu.

Konu son zamanlarda sıkça düşündüğüm konular arasında olmasa da üzerine düşünmeye, yazmaya değer nitelikte, hassas bir konu.

Türkiye'de erkek olmak zor. Kadın olmaksa değersiz. Yani kısacası "insan" söz konusu. Ve yaşadığı haksızlıklar...

Ataerkil bir toplumda erkek olmanın zor olması... Şaşılacak şey... Oysa erkekler güçlüdür, değil mi? En zor işleri, kadınların yapamayacağı bedensel/mental işleri yapabilirler! Duygusal olarak da daha dirayetlidirler. Kolay kolay pes etmezler ve başarısız da olmazlar. Yönetici konumunda büyük şirketlerin vs. başında ezici çoğunlukla erkeklerin bulunması tesadüf değildir. Ve "Erkekler ağlamaz!" sözü de boşuna söylenmemiştir. O kadar güçlülerdir ki duygularını bile belli etmezler. Çünkü duygularını göstermek utanç vericidir, ayıptır, "kadın işi"dir.

Anlaşılacağı üzere erkeklerin 'sadece insan' olmaya hakkı yok Türkiye'de. Saf (doğal haliyle) insan olamazlar. Çünkü pek çok yükümlülükleri vardır. Üstüne bir de kadınlara yaranamazlar. Erkekler üstünde de toplumun psikolojik baskısı çok. Açıkçası ben mutlu olabildikleri gün sayısının fazlalığından şüphe ediyorum.

Biz kadınlarsa zaten değersiz görülmeye alışmışız. Günlük hayatta işleri rayına oturtmak, aileyi -dolayısıyla toplumu- çekip çevirmek, her gün yeniden sosyal hayatı düzenleyip aile bireylerini tek tek bir sonraki güne (ruhsal & bedensel olarak) hazırlamak gibi, küçük görülen ancak hayati öneme sahip bir işi yapmakla yükümlüyüz. Çalışan kadınları hesaba katmıyorum bile... Evhanımlarının ise eşlerinden, toplum tarafından hissetmek istediklari yalnızca "sevgi". Değerli olduklarını hissetmek istiyorlar. Sevilmek ve mutlu olmak istiyorlar. Haklılar. Üstelik mutlu olurlarsa daha çok mutlu edebilme kapasitesine de sahipler.

Toplum kadınların ellerinin altında şekilleniyor. Babalar çoğu kez bu süreçte pasif rolde, maalesef. Her çocuk toplumu oluşturan bir birey (ve hatta kendisi bizzat toplum: Tarde). Sonuçta büyüyor; kadın, erkek oluyor. Kadını da kadın yetiştiriyor, erkeği de. Çocuğun çevresiyle sosyal etkileşiminde kadın yine bir adım önde. Çocuklar daha çok kadınların arasında büyüyor, daha çok kadınları görerek. Özellikle geleneksel Türk aile yapısı bunu mümkün kılıyor.

Kadınların yetiştirdiği erkekler de, kadınlar da mutlu değil. Elbette bu süreçte çeşitli yapısal etmenler de vardır, olacaktır. Yine de bence asıl sorun; erkeklerin annelerine aşırı bağlanarak hayatları boyunca onların biricik yavruları olarak kalmaları güdümlenmesi. Bunu isteyenler ve oğullarını (kızlarını da bazen) güdümleyenlerse eşlerinden yeterince sevgi görmeyen kadınlar. Anneler çocuklarını onlar ta bebeklerken kendilerine bağlayabiliyorlar. Çünkü kendilerine göre haklı bir strateji belirlemişler; "Kadın olarak (erkeklerin gözünde?) değerim yalnızca 'anne' olduğumda var olacaksa, anneliğim ömür boyu sürmeli."

"Cennet annelerin ayakları altındadır."

"Cehennem ehlinin çoğu kadınlardır."

Çoluk-çocuk, kadın-erkek cümleten mutsuz ve hastalıklıyız işte.
Kadın ve erkek birbirinden koptuğundan beri...

"Müminlerin iman bakımından en olgunu, ahlakça en güzel olanıdır. Sizin en iyiniz/hayırlınız kadınlarına karşı en iyi/en hayırlı olandır."
(Ebu Hureyre'den riv., Riyazü's Salihin)

4 yorum:

  1. Merhaba Merve Hanım,

    Öncelikle yeni blogunuz hayırlı olsun diyeyim. Yazınız gayet güzel olmuş fikirlerinizin de önemli bir kısmına katılıyorum; ancak katılmadığım kısmı şudur bu ülkede asıl değersiz olan erkektir bence. Bunun nedenlerine geçmeden önce, uzun zamandır bu kadın-erkek meseleleri hakkında kafa yoran ve kendi çapında birşeyler karalayan birisi olduğumu belirtmek isterim. Daha önce sizin gibi bir blog yazarının daha yazısının altına uzunca bir yorum yazmıştım. O blogun sahibi arkadaşımızdan da izin alır almaz sizin de müsadeniz olursa şayet buraya o blogtan bir link atacağım.

    Şimdi gelelim neden erkeğin daha değersiz olduğunu düşünmeme sebep olan hususlara. Öncelikle, kadınların çektikleri acı ve sıkıntıları asla yadsımadığımı belirtmek istiyorum. Kadınlar, 1980'li yıllardan sonra bu konuda epey yol alarak artık daha güçlü bir konuma geldiler, özellikle şehirlerde yaşayan kadınlar daha güçlü daha bağımsız bir hale geldi.
    Yazınızın başında "Türkiye'de erkek olmak zor" diye bir önerme mevcut. Bundan bir kaç yıl önce böyle bir önerme bile yapmak mümkün değildi ülkemizde. Hani bunu yaptığınız andan itibaren komik duruma düşecekteniz zira erkek olmanın nesi zor olabilirdi ki hani tabiri caizse yediği önünde yemediği arkasındaydı erkeklerin ortalama bir Türk insanına göre. Bugünlerde artık erkek olmanın da bazı sorunları olabileceğini yavaştan kabullendiğini görüyorum insanların. Bana sorarsanız bunları görmekte geç bile kalındı bunun bir numaralı sebebi ise şahsi kanaatimce medyadır. Dizilere bir göz atın, konularına... Tonla dizi, film, reklam vs. göreceksiniz kadın olmayı, anne olmayı, kadınların çektiği ve çekebileceği sıkıntıları konu alan. Konusu böyle olmayan dizilerde bile kadın aşık olunca daha bir önplana çıkarılır, kadının duyguları erkeklerinkinden her zaman daha önemlidir medyanın yansıtma biçiminde.
    Peki ya baba olmak örneğin? Ben yıllar önce yayınlanan "Süper Baba" adlı bir diziyi hatırlayabiliyorum örneğin sadece bunun tam tersi bir durumu konu alan, bir de "Bana bir masal anlat baba" diye güzel bir jenerik müziği vardı aynı dizinin. Peki bu ülkedeki babaların tek bildiği gündüz çalışıp akşam da eve gelip yan gelip yatmak mı? Babalığı değersiz gösteren bir durum değil midir bu? Davalara bakın neden anneler alır hep çocukların velayetini? Varsayımlardan ötürü varsayıma göre annelik daha önemlidir de ondan... Baba olmasa da olur. Sanki babalar çocuklarından uzaktayken hiç acı çekmezmiş veya çocuklar babaları olmadan da yaşayabilir, büyüyebilirmiş gibi...
    Kendimi bildim bileli annem babam bana şu nasihatı verirler "aman oğlum oku adam ol elin ekmek tutsun yoksa karına ve çocuklarına bakamazsın..." bunu ilk duyduğumda sanırım 8 yaşındaydım sonra 10 yaşıma doğru birden bire ne zaman ödevimi aksatsam "koca adam oldun hala ödevini aksatıyorsun ileride karına çocuklarına bakamaycaksın seni adamdan saymayacaklar." dendi bana. Oysa sevgili medya o sıralar daha çok reyting getirdiğinden olsa gerek 12 yaşında falan koca kadın edilmiş gelinlerden bahsediyordu bizler gibi 10 yaşında yüzlerce bir anda "koca adam" edilmiş erkek çocukları kimsenin umrunda değildi, çünkü biz erkektik bizim yaşama amacımızdı zaten kadın ve çocuklara bakmak, bunun için vardık başka da neye yarardık ki?
    Mesela, bir ara ağa dizileri aldı başını gitti. Beşik kertiği yapılan kızlar ve onların çektiği acılar anlatıldı senelerce. Neden acaba kimse zorla tetiği çekmesi için mahalle baskısına maruz kalan erkeklerden bahsetmedi? Ömrünün en güzel yıllarını hapishanede geçirmeyi hem de başkasının kendi hayatı üzerinde yaptığı bir tasaruftan ötürü ister ki? Evet kadınlar acı çekti yıllarca bu şekillerde ama ya o tetiği çekmesi için baskı yapılan adamlar? Onların hayatı zehir edilmedi mi örneğin? Sevdikleri kızı vermemekle tehdit edilmediler mi mesela?

    YanıtlaSil
  2. Ama bu konular işlenmez, çünkü bu hayatta figüranlar erkeklerdir ve filmlerde sadece başrol oyuncularıyla ilgilenir insanlar, öteki türlüğü reyting getirmez. Bunun yanında ülkemizde bir kız çocuk 18'ini de doldursa 20'sini de doldursa, evlenmemişse, işi yoksa veya üniversiteyi kazanamamışsa babası veya annesi üzerinden sağlık hizmeti almaya devam edebilir ama erkek alamaz. Neden? Erkek daha mı dayanıklı? Erkeğin bağışıklık sistemi zaten çoktan mikroba dayanıklı mı çıkıyor? Elbetteki hayır dedik ya onun "görevi" zaten çalışmak o başka neye yarar ki? Baba olsa anne kadar önemli değil, aşık olsa kadının duyguları kadar değerli değil onun duyguları. Onun görevi zaten kadınları mutlu etmek değil mi? Ne dedik biz ona zamanında oku adam ol demedik mi? Karına çocuklarına bakamazsın demedik mi? Dedik!!! Eeee bre efendi sen neyine güvenir de sınavı kazanamazsın bakayım? Ağzına biber sürerim senin... Hadi o zaman bi işe yaramayacaksın madem askere git de adam ol gel. Bir de bu anlayış varya... Ona da ayrı hastayım. Adam olsun gelsin askerden... Demek ki askere gitmeyince adam olunmuyor o halde bu ülkedeki erkekler asgari 20 yaşına kadar zaten adam değil kadınlarınsa böyle bir yükümlülüğü olmadığına göre çoktan "adamlar" zaten. Demek ki neymiş erkeğe fazla bile hak verilmiş bir de üniversiteyi kazanamadığı halde sağlık hizmeti istiyodu bu... Sallandıracaksın bunun gibileri taksim meydanında bak bir daha yapıyor mu?
    Bu ülkede asıl değersiz olan erkektir benim kanaatime göre, yeri gelir asker olur kurşun yer şehit olursunuz, kimsenin haberi bile olmaz, hatta bir bakıverirsiniz ölen "bir kaç mehmet" oluvermiş adınız, çocukken bir anda koca adam olursunuz kimse sizin çektiğiniz acılardan attığınız sessiz çığlıklardan haberdar olmaz, baba olursunuz rolünüz önemsizleştirilir, gecenizi gündüzünüze katar çalışırsınız kıymetiniz bilinmez, "erkektir nasıl olsa iş tutar" mantığıyla kadınlara tanınan ayrıcalıklar sizlere tanınmaz gene de yaranamazsınız, sabah haberlerinde karısını döven veya öldüren birinden bahsedildiğinde siz de bir nebze olsun suçlusunuzdur medyaya göre bu durumdan...

    Bu ülkede erkeğin hayatı bile önemsizdir. Baksanıza üniversiteyi kazanamadınız diye sağlık hizmeti alamazsanız bir kız çocuk gibi. Bu ülkede oplumsal rolünün bir önemi yoktur bu yüzdendir ki bence asıl değersiz olan erkektir.

    Neyse Merve Hanım blogunuzu da biraz işgal ettim bazı sitemkar tavırlarımla bir erkek olarak topluma karşı kusuruma bakmayın daha evvel yazdıklarımı da diğer blog sahibi arkadaştan izin alır almaz link vasıtası ile buraya koyacağım elbetteki size de uygunsa...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir erkek gözüyle yazımın okunup yorumlanmasına sevindim. Elbette siz de durumu kendi açınızdan değerlendireceksiniz, değerlendirmelisiniz de. Bu sayede birbirimizi daha iyi anlarız ve gerekli değişimi başlatabiliriz.
      İstediğiniz paylaşımı yapabilirsiniz.
      Yorumlarınız benim için çok değerli, teşekkür ederim.

      Sil
  3. Merve Hanım,

    Linkini paylaştığım blogun sahibi hanımefendi, sizin sayfanızın linkinin de onun blogunda paylaşılmasını istiyor, sizin için sakıncası yoktur umarım?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...